Cidelife

Haber

Kuruluşundan İktidara, Krizlerden Dönüşümlere: AK Parti’nin Çeyrek Asırlık Siyasi Yolculuğu
Makale

Kuruluşundan İktidara, Krizlerden Dönüşümlere: AK Parti’nin Çeyrek Asırlık Siyasi Yolculuğu

10 Ağustos 2026 Cide Life 53
Yorum
Sesli Dinlehaberi yapay zeka sesiyle dinle
Özet AI özeti

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), 14 Ağustos 2001'de kurulduktan 15 ay sonra tek başına iktidara gelerek Türk siyasetinde önemli bir yer edindi. Parti, yönetim sisteminden ekonomiye, dış politikadan altyapıya kadar birçok alanda köklü değişiklikler yaptı. Kuruluş sürecinde siyasi yasaklar ve ekonomik kriz etkili olurken, ilk yıllarında AB reformları ve ekonomik toparlanma öne çıktı. 2007'de e-muhtıra ve cumhurbaşkanlığı kriziyle karşılaşan AK Parti, 2008'de ise kapatılma davasıyla yüzleşti.

Türkiye’nin son çeyrek asrına damga vuran Adalet ve Kalkınma Partisi, 14 Ağustos 2001’de çıktığı siyasi yolculukta seçim zaferleri, büyük dönüşümler, ağır krizler, toplumsal kırılmalar ve tartışmalı kararlarla ülke tarihinin en etkili siyasi hareketlerinden biri hâline geldi.

AK Parti, kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra tek başına iktidara gelirken; aradan geçen yıllarda Türkiye’nin yönetim sisteminden dış politikasına, ekonomisinden sağlık ve ulaşım altyapısına kadar birçok alanı köklü biçimde değiştirdi.

«AK Parti’nin hikâyesi yalnızca bir siyasi partinin değil, Türkiye’nin son 25 yılda yaşadığı değişimin de hikâyesidir.»

ReklamReklam

Kuruluşa Giden Yol: Siyasi Yasaklar, Ekonomik Kriz ve Yenilikçi Hareket

AK Parti’nin doğuşu, Millî Görüş hareketi içerisindeki “gelenekçiler” ve “yenilikçiler” ayrışmasına dayanıyor.

Refah Partisi ve ardından Fazilet Partisinin kapatılması, 28 Şubat sürecinin siyaset üzerindeki etkileri ve Recep Tayyip Erdoğan’ın okuduğu şiir nedeniyle cezaevine girmesi, yeni bir siyasi oluşumun önünü açtı.

Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Abdüllatif Şener ve beraberindeki yenilikçi kadro, klasik Millî Görüş çizgisinden farklı bir siyasi kimlik ortaya koydu. Yeni hareket kendisini “muhafazakâr demokrat” olarak tanımladı.

Türkiye aynı dönemde 2001 ekonomik krizinin ağır sonuçlarıyla mücadele ediyordu. Bankalar batmış, işsizlik yükselmiş, Türk lirası değer kaybetmiş ve koalisyon hükümetlerine duyulan güven büyük ölçüde sarsılmıştı.

İşte bu ortamda AK Parti, 14 Ağustos 2001’de Recep Tayyip Erdoğan’ın kurucu genel başkanlığında siyaset sahnesine çıktı.

«“Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”»

Partinin kuruluş döneminde kullandığı bu ifade, yalnızca bir seçim sloganı değil, mevcut siyasi düzene karşı değişim iddiasının özeti oldu.

Kuruluşundan 15 Ay Sonra Tek Başına İktidar

AK Parti, katıldığı ilk genel seçim olan 3 Kasım 2002’de yüzde 34,28 oy alarak 363 milletvekili çıkardı.

Yüzde 10 seçim barajı nedeniyle AK Parti ve CHP dışındaki partilerin Meclis dışında kalması, AK Parti’ye oy oranının çok üzerinde bir sandalye çoğunluğu kazandırdı.

Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasağı nedeniyle milletvekili adayı olamadığı için ilk AK Parti hükümeti Abdullah Gül tarafından kuruldu. Erdoğan’ın önündeki siyasi engelin kaldırılmasının ardından 9 Mart 2003’te Siirt’te yapılan yenileme seçimine katıldı.

Erdoğan milletvekili seçildikten sonra, 15 Mart 2003’te başbakanlık görevini Abdullah Gül’den devraldı.

«AK Parti, kurulduktan yalnızca 15 ay sonra tek başına iktidara gelerek Türk siyasi tarihinin en hızlı yükselişlerinden birini gerçekleştirdi.»

İlk Yıllar: Avrupa Birliği Reformları ve Ekonomik Toparlanma

AK Parti’nin ilk iktidar yıllarında ekonomi, Avrupa Birliği üyeliği ve demokratikleşme çalışmaları öne çıktı.

Avrupa Birliği uyum paketleri çıkarıldı, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırıldı ve askerî vesayetin azaltılmasına yönelik düzenlemeler yapıldı. Türkiye, 3 Ekim 2005’te Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine başladı.

Ekonomide mali disiplin uygulanırken enflasyon geriledi, Türk lirasından altı sıfır atıldı ve bankacılık sisteminde önemli düzenlemeler yapıldı.

Sağlıkta Dönüşüm Programı, duble yollar, toplu konut projeleri, yeni hastaneler, üniversiteler ve havaalanları bu dönemin öne çıkan yatırımları arasında yer aldı.

«Destekleyenlere göre AK Parti’nin ilk yılları, ekonomik istikrarın sağlandığı ve Türkiye’nin Avrupa Birliği hedefinin güçlendiği reform dönemiydi.»

Ancak eleştirenler, bu başarının 2001 krizinin ardından uygulamaya konulan ekonomi programı, IMF disiplini ve küresel piyasalardaki olumlu şartlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

2007: E-Muhtıra ve Cumhurbaşkanlığı Krizi

2007 yılında Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi, Türkiye’de yeni bir siyasi krize yol açtı.

Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında “367 milletvekili” tartışması yaşandı. Anayasa Mahkemesi ilk tur oylamasını iptal ederken Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yayımlanan açıklama kamuoyunda “e-muhtıra” olarak adlandırıldı.

AK Parti erken seçim kararı aldı ve 22 Temmuz 2007 seçimlerinde oyunu yaklaşık yüzde 46,6’ya yükselterek yeniden tek başına iktidar oldu. Abdullah Gül de daha sonra Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi.

Aynı yıl yapılan referandumla cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kabul edildi.

«2007 krizi, AK Parti’nin askerî ve bürokratik vesayete karşı siyasi gücünü artırdığı önemli bir dönüm noktası oldu.»

2008: Kapatılmanın Eşiğinden Döndü

AK Parti’nin karşılaştığı en büyük hukuki tehlikelerden biri 2008 yılında yaşandı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AK Parti hakkında “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açtı.

Anayasa Mahkemesinde altı üye partinin kapatılması yönünde oy kullandı. Ancak kapatma için gerekli yedi oya ulaşılamadığı için parti kapatılmadı. AK Parti’ye verilen Hazine yardımının yarısının kesilmesine karar verildi.

«AK Parti, 2008’de yalnızca bir oy farkla kapatılmaktan kurtuldu.»

Bu karar, parti yönetiminin sonraki yıllardaki anayasa ve yargı politikalarını etkileyen önemli gelişmelerden biri oldu.

Açılım Süreçleri ve 2011’de Gelen Büyük Zafer

2009’dan itibaren Kürt meselesi, Alevi vatandaşların talepleri ve azınlık hakları konusunda çeşitli açılım süreçleri başlatıldı.

2010 anayasa referandumuyla yargı yapısı başta olmak üzere önemli değişiklikler kabul edildi. İktidar düzenlemeleri demokratikleşme adımı olarak savunurken muhalefet, yargının siyasi iktidarın etkisine gireceğini ileri sürdü.

Ergenekon ve Balyoz davaları, askerî vesayetin geriletilmesi açısından destek gördü. Ancak ilerleyen yıllarda bu davalardaki deliller, tutuklama yöntemleri ve yargılamaların güvenilirliği ciddi biçimde tartışıldı.

AK Parti, 12 Haziran 2011 seçimlerinde yaklaşık yüzde 49,8 oy alarak tarihinin en güçlü seçim sonuçlarından birine ulaştı.

2013: Gezi Parkı ve Toplumsal Kutuplaşma

Mayıs 2013’te İstanbul Gezi Parkı’ndaki ağaçların kaldırılmasına karşı başlayan protestolar kısa sürede ülke geneline yayılan hükümet karşıtı gösterilere dönüştü.

Hükümet, olayları şiddetin de yaşandığı ve seçilmiş iktidarı hedef alan bir girişim olarak değerlendirdi. Protestocular ise yaşam tarzına müdahale, polis şiddeti ve hükümetin yönetim anlayışına karşı çıktıklarını belirtti.

«Gezi Parkı olayları, AK Parti iktidarı ile muhalif toplumsal kesimler arasındaki mesafenin büyüdüğü en önemli kırılmalardan biri oldu.»

17–25 Aralık ve Gülen Yapılanmasıyla Büyük Kopuş

17 ve 25 Aralık 2013’te bakan çocukları, iş insanları ve bazı bürokratların dahil edildiği yolsuzluk soruşturmaları başlatıldı.

İktidar, operasyonları Fethullah Gülen yapılanmasının hükümeti devirmeye yönelik “yargı ve emniyet darbesi” olarak nitelendirdi. Muhalefet ise ortaya atılan yolsuzluk iddialarının bağımsız ve şeffaf biçimde araştırılmadığını savundu.

Bu süreç, AK Parti iktidarı ile Gülen yapılanması arasındaki uzun yıllara dayanan ilişkinin tamamen sona erdiği dönüm noktası oldu. Emniyet, yargı ve bürokraside geniş çaplı görev değişiklikleri yapıldı.

Erdoğan Cumhurbaşkanı, Davutoğlu Genel Başkan Oldu

Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos 2014’te yapılan seçimde halk tarafından doğrudan seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.

Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına geçmesinin ardından Ahmet Davutoğlu hem AK Parti Genel Başkanlığına hem de başbakanlık görevine getirildi.

7 Haziran 2015 seçimlerinde AK Parti yaklaşık yüzde 40,9 oy almasına rağmen Meclis çoğunluğunu kaybetti. Koalisyon görüşmelerinden sonuç çıkmayınca seçimler yenilendi.

1 Kasım 2015’te AK Parti oyunu yaklaşık yüzde 49,5’e yükselterek yeniden tek başına hükümet kurdu.

Bu dönemde PKK ile yürütülen çözüm süreci sona erdi; terör saldırıları ve güvenlik operasyonları yeniden başladı.

15 Temmuz: AK Parti Tarihinin En Ağır Gecesi

Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaşadığı görüş ayrılıklarının ardından 2016’da görevinden ayrıldı. Yerine Binali Yıldırım getirildi.

15 Temmuz 2016 gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ yapılanmasına mensup unsurlar darbe girişiminde bulundu.

TBMM ve Cumhurbaşkanlığı çevresi bombalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine vatandaşlar meydanlara çıktı. Darbe girişimi güvenlik güçleri ve halkın direnişiyle engellendi.

«15 Temmuz, yalnızca AK Parti’nin değil, Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en kanlı ve kritik gecelerden biri oldu.»

Darbe girişiminin ardından olağanüstü hâl ilan edildi. FETÖ’ye yönelik operasyonlar kapsamında on binlerce kişi kamudan ihraç edildi; çok sayıda kurum, okul, dernek ve şirket kapatıldı.

İktidar, uygulamaların devleti FETÖ yapılanmasından temizlemek için zorunlu olduğunu savundu. Muhalefet ve uluslararası kuruluşlar ise bazı işlemlerde ölçülülük, hukuk ve adil yargılanma sorunları yaşandığını ileri sürdü.

Parlamenter Sistemden Cumhurbaşkanlığı Sistemine

AK Parti ve MHP tarafından hazırlanan anayasa değişikliği, 16 Nisan 2017’de halkoyuna sunuldu.

Değişiklik yüzde 51,41 “evet” oyuyla kabul edildi. Başbakanlık kaldırıldı ve yürütme yetkisi cumhurbaşkanında toplandı.

Destekleyenler yeni sistemin hızlı karar alma, güçlü yönetim ve siyasi istikrar sağlayacağını belirtti. Karşı çıkanlar ise yetkinin tek merkezde toplandığını ve güçler ayrılığının zayıfladığını savundu.

Anayasa değişikliğinin ardından Recep Tayyip Erdoğan yeniden AK Parti’ye üye oldu ve genel başkan seçildi.

24 Haziran 2018 seçimleriyle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi resmen uygulanmaya başladı. Binali Yıldırım da Türkiye’nin son başbakanı olarak tarihe geçti.

Ekonomide Yeni Dönem ve Hayat Pahalılığı

2018’den itibaren Türkiye ekonomisinde döviz kuru, enflasyon ve faiz tartışmaları öne çıktı.

Türk lirası önemli ölçüde değer kaybederken yüksek enflasyon, kira artışları ve hayat pahalılığı vatandaşların en önemli gündemlerinden biri hâline geldi.

Hükümet, düşük faiz ve üretim odaklı ekonomi modelini; yatırım, ihracat, istihdam ve büyümeyi artırmayı amaçlayan bir politika olarak savundu.

Eleştirenler ise Merkez Bankasının bağımsızlığının zayıfladığını, yanlış faiz politikalarının enflasyonu ve gelir kaybını ağırlaştırdığını belirtti.

«AK Parti’nin ilk yıllarında en güçlü olduğu alanlardan biri ekonomi iken, son dönemde en fazla eleştirildiği alan da yine ekonomi oldu.»

İstanbul ve Ankara’nın Kaybedilmesi

31 Mart 2019 yerel seçimleri AK Parti açısından önemli bir kırılmaya sahne oldu.

Parti, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Antalya, Adana ve Mersin gibi önemli büyükşehirleri muhalefete kaybetti.

YSK tarafından iptal edilen İstanbul seçimi 23 Haziran 2019’da tekrarlandı. CHP adayı Ekrem İmamoğlu ikinci seçimi daha büyük farkla kazandı.

Bu sonuç, AK Parti’nin büyükşehirlerde yaşadığı seçmen kaybının en görünür işareti oldu.

Pandemi, Ayasofya ve Dış Politikadaki Hamleler

COVID-19 salgını sırasında sağlık sistemi, şehir hastaneleri ve aşılama çalışmaları öne çıktı. Buna karşılık ekonomik desteklerin yeterliliği, kapanma kararları ve açıklanan veriler tartışma konusu oldu.

Ayasofya’nın 2020’de yeniden cami olarak ibadete açılması, AK Parti tabanında tarihî bir adım olarak değerlendirildi.

Türkiye aynı dönemde Suriye, Irak ve Libya’da askerî ve diplomatik hamleler yaptı. Azerbaycan’a Karabağ savaşında destek verildi. Yerli İHA ve SİHA’lar Türkiye’nin savunma sanayisindeki uluslararası görünürlüğünü artırdı.

6 Şubat Depremleri ve 2023 Seçimleri

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili etkiledi ve on binlerce insan hayatını kaybetti.

İlk günlerdeki müdahale kapasitesi, imar politikaları, yapı denetimi ve deprem hazırlıkları yoğun biçimde tartışıldı. Hükümet ise deprem bölgesinde büyük bir yeniden inşa ve konut seferberliği başlattı.

2023 seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan yeniden cumhurbaşkanı seçildi. AK Parti’nin milletvekili seçimindeki oy oranı yaklaşık yüzde 35,6’ya, milletvekili sayısı ise 268’e geriledi. Cumhur İttifakı Meclis çoğunluğunu korudu.

2024: AK Parti İlk Kez İkinci Parti Oldu

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP yaklaşık yüzde 37,8, AK Parti ise yüzde 35,5 oy aldı.

AK Parti, kuruluşundan bu yana ilk kez ülke genelindeki bir seçimde ikinci parti konumuna geriledi.

İstanbul ve Ankara geri alınamadı; Bursa, Balıkesir ve bazı önemli belediyeler de muhalefete geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sonuçlarını bir dönüm noktası olarak değerlendirdi ve parti teşkilatlarında değişim mesajı verdi.

«2024 yerel seçimleri, AK Parti’nin 2001’den bu yana karşılaştığı en güçlü seçmen uyarısı olarak kayıtlara geçti.»

Büyük Yatırımlar ve Kalıcı Eserler

AK Parti’nin destekçileri, 25 yıllık siyasi yolculuğun en önemli başarıları arasında şu çalışmaları gösteriyor:

  • Şehir hastaneleri ve sağlık hizmetlerine erişimin artırılması
  • Duble yollar, otoyollar ve tüneller
  • Marmaray ve Avrasya Tüneli
  • İstanbul Havalimanı
  • Yavuz Sultan Selim ve 1915 Çanakkale köprüleri
  • Hızlı tren projeleri
  • TOKİ sosyal konutları
  • Üniversite ve havaalanı sayısındaki artış
  • Yerli savunma sanayisinin geliştirilmesi
  • İHA, SİHA, TCG Anadolu ve KAAN projeleri
  • Karadeniz doğal gazının kullanılmaya başlanması
  • Başörtüsü yasaklarının kaldırılması
  • Sosyal yardım programlarının genişletilmesi

Eleştirilerin Odağındaki Konular

AK Parti’ye yönelik eleştirilerin başında ise şu konular geliyor:

  • Yargı bağımsızlığı tartışmaları
  • Basın ve ifade özgürlüğü
  • Güçler ayrılığının zayıfladığı iddiası
  • Kamu ihalelerinde şeffaflık sorunu
  • Liyakat tartışmaları
  • Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı
  • Türk lirasındaki değer kaybı
  • Toplumsal ve siyasi kutuplaşma
  • Suriyeli sığınmacılara yönelik politika
  • İmar afları ve deprem hazırlıkları
  • Parti ile devlet kurumları arasındaki sınırların belirsizleştiği eleştirisi

Kurucu Kadrodan Ayrılan İsimler

AK Parti’nin kuruluşunda ve iktidar dönemlerinde önemli görevler üstlenen bazı isimler zaman içerisinde partiden ayrıldı.

Abdüllatif Şener AK Parti’den ayrıldı ve daha sonra CHP’ye katıldı. Ahmet Davutoğlu Gelecek Partisini, Ali Babacan ise DEVA Partisini kurdu. Abdullah Gül aktif parti siyasetinden uzaklaşırken Bülent Arınç zaman zaman parti yönetimine yönelik eleştirilerde bulundu.

Bu ayrılıklarda Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, parti içerisindeki karar süreçleri, ekonomi politikaları ve yönetim anlayışı etkili oldu.

Çeyrek Asrın Sonunda AK Parti

14 Ağustos 2001’de kurulan AK Parti, 14 Ağustos 2026’da 25 yılını tamamlayacak.

Bu sürede dört genel başkan görev yaptı: Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Binali Yıldırım ve yeniden Recep Tayyip Erdoğan.

Parti, kuruluşundan bugüne kadar Türkiye’nin yönetim sistemini, dış politikasını, ekonomik tercihlerini, altyapısını ve toplumsal dengelerini önemli ölçüde değiştirdi.

Destekleyenlere göre AK Parti; siyasi istikrarı sağladı, askerî vesayeti geriletti, Türkiye’yi büyük yatırımlarla buluşturdu ve bağımsız dış politika anlayışını güçlendirdi.

Eleştirenlere göre ise iktidarın zaman içerisinde merkezîleşmesi demokratik kurumları zayıflattı, toplumsal kutuplaşmayı artırdı ve yanlış ekonomi politikaları vatandaşların alım gücünü düşürdü.

«AK Parti’nin 25 yıllık hikâyesinde seçim zaferleri de var, ağır yenilgiler de; büyük yatırımlar da var, sert tartışmalar da…»

«Ancak siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin kabul edeceği bir gerçek bulunuyor: AK Parti, Türkiye’nin son çeyrek asrına en fazla yön veren siyasi hareketlerden biri oldu.»

Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yap.

İlgili Haberler